Zammın Kadar Konuş

Geçen ay online diyetisyen ile anlaştım. Bir ay güzelce uydum hazırladığı listelere. Ama gel gör ki vere vere 1,5 kg verdim koskocaman  1 ayda. Haşimato tirodim var evet, haşimato kiloyu sever ona da evet ama bu kadar da pes yani. 30 günde 1,5 kg . Şaka gibi cidden. İkinci ayın ilk haftasında bıraktım. Zaten gece yarılarına kadar süren mesailerden yemek düzenim alt üst olmuştu, suç  sende değil bende diyip vedalaştık  sevgili diyetisyenimle.  Ve bu bir haftada o verdiğim 1,5 kg yu hiç zorlanmadan geri aldım.  Dışarıda ölümcül virüs var bu neyin çabası. Ye, sev, dua et.

Yıl sonu, yıl başı,  ocak başı, kış ortası münasebetiyle personel maaşlarına zam geliyor(muş). Nasıl olduysa ben o zammın dışında kalmışım. 1 haftadır başına tülbent sarmış teyzeler gibi ahh başım diye diye dolanıyorum ortalarda. Zammın nasıl dışında kaldığıma gelince çok karışık. Ben bile çözemedim  olayı. Yok biri bi yerde birşey demiş diğeri kaş yapmış göz çıkarmış benim zam veto yemiş. Patronunda işine gelince hiç eşelememiş olayı.  Bende burada içimi döktüğüm gibi dışarıda konuşamayan biri olunca kimilerinin işine gelmiş.  Ama bu sefer farklı fena yıkarım ortalığı (yıkamadı) . Bi güvencem 6 aydır birlikte çalıştığım ve ofiste kendime en yakın hissettiğim bayan Konya. Çünkü o da benimle aynı kazana atıldı.  Ve kendisi hakkını çok güzel savunanlardan. Ben değilim bu yüzden biri tarafından iteklenmeye ihtiyacım var. Hatta ben hiç birşey yapmasam olay kendiliğinden çözülse kafasındayım.  Bayan Konya ‘nın çok güzel planı var. Eğer patronun eşref saatine denk getirip planlandığı gibi konuşursak olur bu iş. Bir de gezegenler üstlerine düşeni yaparsa.

Zam mevsuzu şubatta sonuçlanacak. O zaman buradan paylaşırım. Ya kutlama yapar baklava dağıtırım ya da …… onu henüz düşünmek istemiyorum.

Sponsored Post Learn from the experts: Create a successful blog with our brand new courseThe WordPress.com Blog

WordPress.com is excited to announce our newest offering: a course just for beginning bloggers where you’ll learn everything you need to know about blogging from the most trusted experts in the industry. We have helped millions of blogs get up and running, we know what works, and we want you to to know everything we know. This course provides all the fundamental skills and inspiration you need to get your blog started, an interactive community forum, and content updated annually.

Yasak Kardeşim Yasak

2021 in 3. Günü aynı zamanda sokağa çıkma yasağının son günü. Evde olmak güzel son hafta yoğun mesaide sonra evde iyice dinlendim. Madalyonun diğer yüzü var tabi ki. Temizlenmeyi bekleyen ev, toplanmayı bekleyen eşyalar ve yemek bekleyen ev halkı. Filmlerdeki gibi yemek sonrası masayı öylece bırakıp salona geçemediğim için mutfaktan da çıkamadığım 3 gün oldu.

Uzun zaman sonra fırsat bu fırsat diyerek hamur işleri yapmaya niyetlendim. Yaptığım herşey, bir önceki daha iyidi sanki diye düşündürdü. Fırından her çıkan daha yanmış, daha tatsız, daha kafaya atsan kırar gibiydi. Ev halkı çokta ses etmeden yemeye çalıştılar ama bakışlarından anladım ki ” bir daha bize bu eziyeti yapma ” demeye çalışıyorlardı. Bende bugün son bir kek denemesinden sonra zirvede bırakıp tahttan inmeyi düşünüyorum.

Yine eskilere daldım bu sabah. Eskiden bıkmadan usanmadan dinlediğim kasetler vardı. Tarkan’ın Karma albümü, Mustafa Sandal’ın Gölgede Aynı albümü gelmiş geçmiş en güzelleriydi benim için. Bir daha da o zirveye yerleşen olmadı. Kasetlerim, kasetçalarım nerede şimdi, babamdan gizli dolabın içine astığım posterlerim vardı onlara ne oldu? Geçmişi özlüyorum, çocuk olmayı özlüyorum. Ev-iş-yasaklar döngüsünden baya bunaldım ki bu aralar çok fazla geçmişe gidiyorum.

Günlük 11.11 20

Çalışırken müzik dinlemeyi severim. Genelde radyo açarım çünkü bir sonraki şarkı sürpriz olsun isterim. Bugün yine radyolar arası gezinirken sevdiğim güzel bir şarkının sonuna denk geldim. İçim kıpırdadı YouTube dan açtım şarkıyı. Şarkının videosu (gerçek klibi olmadığını düşünüyorum) beni ekrana kilitledi. İzlediğim şeyden çok etkilendim. Bi an birileriyle paylaşma isteği geldi. Adresini kopyaladım, WhatsApp ı açtım kime göndersem kime göndersem . İsimler arasında dolaşmaya başladım. Beni etkileyen bu videoyu benim gibi hayranlıkla izleyecek biriyle paylaşmalıydım. Sonra ne mi oldu. Kimseye gönderemedim. Durdum. İsimlere baktım. Arkadaşlarımın isimlerine baktım. O an anladım en yakın dostum dahil ortak bir yanımızın olmadığını. Son zamanlarda (yıllarda) yakın arkadaşlarımla aynı şeylerden konuşmadığımızı farkettim. Bir çok konuda fikir ayrılıklarımızın olduğunu, yaşamdaki öncelik listemizin bambaşka olduğunu, aslında kendimi hissettiğim gibi anlatamadığımı, bu farklılıklarımıza rağmen yıllarca birbirimizi idare ettiğimizi gördüm.

Evet ben kendimi anlatamamışım. Gerçekten beni heyecanlandıran hayallerimden bahsetmeyişim ya da klasik gelin-kaynana muhabbetinden ne kadar sıkıldığımı söylememiş olmam beni iki yüzlü mü yapar? Nedeni arkadaş kaybetmekten korktuğum mu, kendime kimseyi yakın görmeyişim mi, ya da bambaşka çok başka birşey mi bilmiyorum. Tek bildiğim 30 yaşından sonra başladığım kendime yolculukta bebek adımlarıyla ilerlediğim.

Aslında benim yazmak istediğim şeyler başkaydı, konu çok farklı yerlere geldi.

Güzel bir müzikle yazımı bitiyorum sevgili okur

https://youtu.be/1obRfR2XK7Q

Karantina Günlüğü

Dün dikmeye başladığım maskeleri alerjimden dolayı yarım bırakmıştım. Geceyi nefes almakta zorlanarak geçirdim. Bugün de aynen devam etti. Dikiş makinası, ipler , kumaşlar salonda masanın üstüne saçılmış durumdaydı. Alerjimin en tavan yaptığı anda bütün her şeyi topladım, evi de sildim , tozunu aldım. Derin bir nefes çektim ciğerlerime.

Bu sefer de ikindi civarı kemiklerim , özellikle de sırtım ağrımaya başladı. Akşam ağrılarım bütün kemiklerime yayıldı. Sırta yelek, ayağa patik giydim.

“ acaba korona mı” soruları dolaştı hepimizin kafasında. Ama kimse sesli telaffuz edemedi.

Alerji hapımı içtim, kışlık pijamalarımı giydim, işe gitmek için alarmı kurdum, yatağıma yattım şimdi. Ev halkına da arada bir beni yoklayın diye tembihte bulundum.

Yarın akşama da son durumu yazarım.

Virüssüz günler diliyorum.

Bugünkü planlarımda maske dikmek yoktu. Öyle laf arasında konu geçti dikmeye karar verdi. 1,5 saat makinayı, ipi, kumaşı ayarlamakla geçti. Makina başına oturmadan pişman oldum. On yüz bin milyon tane “evde maske dikimi” “ maske dik” başlıklı videoları izledikten sonra plansız kalıpsız kestim kumaşları. Tam tamına 3 saatte 3 maske ancak diktim. Aaaa ama o da ne lastik yok evde. Canım sıkıldı her şeyi bıraktım öylece. Yarın da sokağa çıkma yasağından dolayı maaile evde olduğumuza göre bitiririm herhalde maskeleri. Bitirmesem de kaldırırım herşeyi. En azından başarısız işlerim gözümün önünde olmasınlar.

10/02 Günlük Saçmalar

Günlerden Pazartesi. Hava güneşli, yerler buzlu. İçimde tarif edilemez bir mutluluk yok. İçimde mutluluk yok. Geldik gidiyoruz modundayım. Hafta sonuna daha çok var. Günü güzel kılan tek şey bir haftalık gecikmeyle maaşların belki bugün hesaba yatacak olması.

Bir umuttur yaşamak.

Geçen ay ki maaşımla dolar almıştım. 5 ayın en yüksek seviyesindeyken almışım. Anlık kısa süreli bir yükseliş olmuş ve ben bunu fark etmeden ”al” butonuna bastım. Sonra ne mi oldu? Bir aydır eksideyim. İçim buruk kalbim kırık. Günde 3 kez hesabıma bakıp dolar yükseldi mi diye takip ediyorum. Aldığım üç kuruşu da yaptığım dahice hamlelerle bitirdim.

Bilinçaltı temizliği, grabovoi sayıları, çakra, kök çakra diye bir süredir kafamı meşgul ediyorum. 55 kilo olamamamı akşamları geç saatte yediğim abur cuburlara değil bilinçaltıma atıyorum. Çünkü böyle. Günah keçisi bulmalıydım. Seni seçtim bilinçaltı. Bir gazla Oniks taşından kolye aldım. Kullanmadan önce toprağa yatırmak gerekiyormuş, bütün gece salondaki ağaç görünümlü bitkinin saksısında yattı mışıl mışıl. Bugün canım bir şey istemezse eğer bunu Oniks taşının marifetine sayacağım ve benim durumumda olanlar varsa diye her yerde duyuracağım. Çünkü kilo verme sürecinde hepimiz kardeşiz.

Yazacaklarım bu kadar. Musmutlu günleriniz olsun.

Baba Beni Okula Gönderme

Sömestr tatilinden sonraki ilk gün, Pazartesi. 3 gün önceden başladı okul stresi.

Arkadaşlarını özledin

– hayır özlemedim.

öğretmenini özledin.

– biraz özledim

arkadaşların seni özlemiştir.

– sanmıyorum.

eeeee okulda özlediğin bir şey vardır.

– evet teneffüsleri özledim.

Sabah bin bir zorlukla uyandırdım. Hazırlanırken karne gününe kaç gün kaldığını hesapladı. Bir haftalık tatili düş, 23 Nisan’ı, 19 Mayıs’ı da düş, doğum günümü düş çünkü kimse doğum gününde okula gitmemeli….

Ne yaparsak yapalım okulu sevmeyecek. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmeliyiz.

Hey Gidi Günler -1

1999 depreminden önce şehrin merkezindeki mahallemiz mahalle gibi değil de köy gibiydi. Yollarında ineklerin dolaştığı, bahçelerde tavuk yetişen bir yerdi. O zamanlar çocuk gözümle bakınca her yer uçsuz bucaksız tarlaydı.

Şimdi o yerden eser yok tabi ki. Tarlalar imara açıldı, bunu bekleyen müteahhitler yerle bir etti mahalleyi. Her yer bina, bir de AVM si oldu. Tanımakta zorlandığım bir yer haline geldi doğup büyüdüğüm yer.

Evimizin yanında ahşap, iki katlı bir ev vardı. 99 depreminde yıkıldı gitti. İçindekiler de memleketlerine gittiler.

Bahçesinde ahır, kümes ve domates biber yetiştirilen bostanı vardı.

Bu kümeste de aksi mi aksi bir horoz vardı. Geleni geçeni kovalardı. Bir gün arkadaşımı çağırmaya gitmiştim. Horoza görünmemeye çalışarak fakat ne yazık ki görüş alanına girdim. Ben kapıyı çalıyorum, horoz yavaş yavaş üzerime geliyor. Daha sert vurmaya başladım çünkü bu geliş şimdi yedim seni gelişi (bunun bir de manda ile olanı var, nerde olsa tanırım bu gelişi). Kanatlarını kaldırdı ve üstüme uçtu. Kocaman çığlık attım. O can havliyle kapıyı yumruklayarak açıp içeri girdim. Omuz atsam evi bile yıkardım öyle Zeyna hissettim kendimi. Eve bir girişim var evlere şenlik. Bir sorun daha var ev sakinleri evde yok. Ben evin içindeyim. Horoz dışarıda. Paparazzilerden kaçarken tuvaletin penceresinde sıkışan Hande Ataizi gibi kalakalmıştım oracıkta.

Gitsem gidemem, kalsam kalamam.

Şaştım bu işe.

Hayır mı şer mi bilmem ama ateşteyim ben ateşte

Sonra biri gelmişti de, horozu kovalamıştı. Öyle kurtulmuştum bu acınacak durumdan.

Mahallenin Hovardası, Çilli Horozum,
Tavuklarımın Kocası, Çilli Horozum,

Horoz Değil Gatır Idi ,

Daldan Odun Indirirdi
Sırtına Binsem Götürürdü , Çilli Horozum,
Yedi Köyün Hovardası Çilli Horozum
Hindilerin Gorkulu Rüyası, Çilli Horozum

Horozun sonu da bu güzide dörtlükte gizli ;

Horozumu Gaçırdılar,

Damdan Dama Uçurdular


Suyuna Da Pilav Pişirdiler,

Çilli Horozum,

Bu da diğer horozlara ders olsun.