Yaşasın Anneannem Geldi

GörselZorlu bir gece geçirdik. Sonunda benim hastalığım Berata da geçti. Burnu tıkanan ve gaz sancısı yaşayan Berat tüm gece ağladı. 2 saate yakın babası kucağında sakinleştirmeye çalıştı sonrasında ben.

Burun spreyi, nezle şurubu ve odaya buharla yayılan viks. Çocukluk günlerimi hatırlatır her zaman viksler.

Birlikte uyuduk ama o küçük beden koca yatağa sığamadı. Bir ara uyandığımda ayakları yüzümdeydi.

Bu şekilde sabahı ettik beyefendi sabaha karşı 4 uyudu fakat 7:30 da gayet dinç gülücüklerle uyandı. Haliyle beni de uyandırdı. İstersen uyanma zaten.

Ailecek kahvaltımızı yaptık. Hafif kırgınlık vardı bizim paşada. Az yedi.

Ve günün en güzel haberi anneannemi geldi. Koca bir ohhh çektim J şükürler olsun az da olsa nefes alabileceğim.

En güzeli de sabahları erken uyanan Beratı anneannesine bırakıp kaçmak.

Anneme göre evlat reçel, torun balmış. Aralarında büyük bir aşk var.

Bana gelince rahatsızlığım hala devam ediyor. Nasıl bir hastalık kaptıysam 1 aydır geçmek bilmedi. Kulaklar tıkalı hala. Ehh bunada şükür Rabbim beterinden korusun.

Reklamlar

Montessori Eğitimi ve Berat

Ağaç yaşken eğilir dedik şimdiden başladık Beratı eğitmeye.

 

Doğduğundan beri yanında tv izlememeye özen gösterdim. Sünger gibi her şeyi çeken o küçük meraklı beyin tv gibi gereksiz görsellerle ve seslerle dolmasın.

 

Kimi zaman elimizdeki oyuncaklarla kimi zaman mutfak gereçleriyle oyunlar oynuyoruz. Elimdeki materyaller bitip fikirler tükenince internet nimetinden faydalandım ve neler neler buldum. Meğer benim uyguladığım yöntemleri (bilmeden uydurduğum)  yıllar önce Montessori İtalyan eğitimci bulmuş . Montessori denince oldukça fazla site çıkıyor.  En beğendiklerim arasında bu  site var.

Kitap olarakta montessori kitabı setini beğendim.

En son aldığım  kitaplar  ise  Gülay Atasoy – Örnek anne nasıl olunur    Adem Güneş – Çocuk eğitiminde pozitif iletişim. İyi ki almışım dediğim kitaplar.

 

En değerli hazinemiz evlatlarımız olunca akan sular duruyor. İyi, sağlıklı bir karaktere sahip olsun diye bütün uğraşlarımız.

 

Montessori eğitiminde aktiviteler oldukça fazla. Gerekli materyalleri evdeki malzemelerden dahi temin edebiliyorsunuz.

 

Bugün topu at yakala oynadık. İlk zaman topu çiğnedi atmak istemedi veya benim atmamı anlamadı. Israrla bıkmadan ben atmaya devam edince o da karşılık verdi ve kendini alkışladı. Bende alkışladım.

 

Sakin bir zamanda oturup yapabileceğimiz aktiviteleri yazmayı düşünüyorum. En azından onlara göre gerekli malzemeleri önceden ayarlamış olurum. Oyun sırasındada sıkıntı çekmem.

 

Ben Bende Değilim

Görsel

 

 

Günlerdir bir şey yazmak için geçiyorum sayfa karşısına ama ne yazacağımı bulamıyorum ya da toparlayamıyorum. Yazacak o kadar çok şey var ki aslında.

 

Beratın dişi çıktı mesela. Hatta bugün 3. sü merhaba dedi.

Sonra biraz daha büyüdü.  Saçları uzadı. Hareketleri iyice hızlandı.

Mama sandalyesinde oturmaz oldu. Sürekli ayakta. Yürümek heveslisi.

Babasına artık bilinçli olarak ‘baba’ diyor

 

Sonra hayatımızda giden terslikler. Onlara burada yer vermeyeceğim tabi. Burayı açmamın sebebi bebemle geçirdiğimiz güzel vakitler. Onunla ilgili konular.

Ama son zamanlarda pek de ilgilenemiyorum bebemle. Kafam çok meşgul.

Sıkıntılı dönemden geçiyoruz ailecek. Bol bol dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

 

Tam da bu zamanlarda yakınlardan gelen destekler verilen moraller bir nebze olsun azaltıyor sıkıntıları. Ama gelen köstekler de bir kat daha yıkıyor.

Hele ki hak etmediğiniz bir şeyse. İsterdim ki bunca sıkıntı arasında destek olunsun . iki moral verici cümle kurulsun. Gelmedi. Gelmedi üstüne neden olduğunu anlamadığım tavır takınıldı.

İş te bu beni daha da yıktı.

 

Hak etmedim…..

 

 

 

Hayatta bazen birilerine gereğinden fazla değer veriyoruz. Abartıyoruz. Sonra o değer verilen şahıs veya şahışlar hiç de kendilerine yakışmayan davranışlarda bulunuyorlar. Belkide beklenen birşey di o davranış ama dedim ya değer veriyoruz yaa beklemiyoruz. Sonra ergen yeğenimin tabiriyle dumur oluyoruz. Neye uğradığımızı şaşırıyoruz. bu da neydi şimdi diyoruz.

 

Son zamanlarda alıngan biri oldum. Herkese her şeye alınır oldum.

Kafamın içindeki seslerden başkalarını duyamamaya başladım. Boş boş bakınmaya başladım konuşanlara. Dinlediğimi belirtmek için tebessüm edip arada ‘hı hı’ gibi sesler çıkarıp geçiştiriyorum.

 

Daha doğrusu kendimden korkuyorum…

 

Diyete Devam

Şifa verene şükürler olsun.
Her hafta yeni antibiyotik tedavisinr başladım. Bu sebeple diyeti bırakmak.zorunda kaldım.
Hastalıktan bir türlü gücüme kavuşup devam ettiremedim diyetimi. 
Neyse ki bugün bismillah deyip bıraktığım yerden başladim.
Çok umutluyum bu sefer gidecek bu kilolar. Oğlumun birinci yaşıni kutlarken eski ben olarak görünmek istiyorum. Fotoğraf makinalarindan kaçmadan bol bol çekilmek istiyorum.
Hayırlısi artık.

Tavuk Suları

image

   Beratın her çorbasına muhakkak  yaptığım tavuk bulyonlarimdan katarım. 

    Eskiden tavuk sularıni plastik bardaklara doldurur o şekilde dondurdum. Geçenlerde bir arkadaşımin tavsiyesi üzerine buz torbalası aldım.  

  Tavuğu düdüklü tencereye koyup üzerini geçecek kadar su ilave ediyorum.  Lezzetli ve besleyici olması için havuç, kereviz ( veya sap kısmı yapraklarida olabilir)   ,soğan , limon (limon tavuga ayrı bir lezzet katıyor ) tane karabiber, hardal tohumu ( vazgeçilmezim).
Üstüne ilaveler yapılabilir , değişiklik yapılabilir . Bunlar tercihinize kalmış.
Yaklaşık 10  dk kaynatıyorum.
Süzgeçten süzüp bir surahide soğumasıni bekliyorum.
Posetlere dolduruyorum.
Kullanmam gerektiğinde istedigim.kadar bulyonu koparıp yaptığım yemeklere atıyorum.
Lezzetli ve pratik ve de sağlıklı.

Geçmişe Gidiyoruz

Çocukluğumun bir filmi vardı “Geleceğe Dönüş”
Çocukluk aklı çok etkilenmistim. Hatta bi dönem gerçek sanmıştım.  Hayaller kurardim. Geleceğime giderdim onunla. O zamanki hayalle  şimdi yaşadığım hayat birbirinden çok farklı.  Geleceğimi çok  merak ederdim. Nerde nasıl yaşayacağımı.

Gerçekte böyle bir makina olsa nasıl olurdu acaba.  Bi kere hayatlarımiz yap boz tahtasına dönerdi. Düşünsenize işinizi beğenmiyorsunuz hoop geçmişe git farklı alanlara yelken aç.
Okulunuzu beğenmiyorsunuz hoop geçmişe git başka okul seç. Bunun gibi daha niceleri. Hatta biz insanoğlu abartırdik bile. 
Alışverişten eve geldik aldığımız yesil bluza baktık ve aklımız almadığımiz kırmızıya gitti. Atla makinaya git geçmişe al kırmızı bluzu. Aynen böyle olurdu.
Ben yaparmiydim tabi ki yapardım. Insanız ve doymak bilmeyen isteklerimiz aslında nefsimiz var.
Ama bi de şöyle düşünelim . Sadece bir kez geçmişe gitme hakkımız olsa o zaman ne yapardık. Uzunca bir düşünürdük.
Risk büyük. Ya şimdi ki durumdan daha kötüye gidecekse herşey.
Eyvah tek kullanımlikti ve onu tükettik.

Ben olsam giderdim. Herkesin hayatında muhakkak pişmanlık duyduğu bir an olmuştur.  Söyledigi bir sözden , verdiği bir karardan. Benim de oldu . Verdiğim bir karar tüm hayatımı etkiledi. Başkasına göre basit önemsiz birşey ama bana göre çok önemli.

Aklım hiç  almıyor ama hani olurda icat edilir mi ki ? Edilirse kullanmak için sıraya çok kişi gireceğine eminim. Onlardan biri de muhakkak benimdir.