Karışık Konular

Günlerdir kabusum olan göz altındaki morlukların tahlillerini dün doktorumuza gösterdik. Şükürler olsun ki  tahliller temiz çıktı.  Bununla birlikte bir daha herhangi bir rahatsızlık için internete bakmamaya karar verdim. O kadar kötü senaryolarla karşılaştım ki tahlil çıkana kadar gözüme doğru düzgün uyku girmedi.  Yok yok bundan sonra bakmayacağım.

Minik kuzum sağlıklı şükürler  olsun tatlı gülüyor hayata. Minik adımlar atıyor mutlu oluyor.

 

Bir de yaşımıza sayılı günler kaldı. Güzel bir yaşgünü geçirmek için hazırlıklara başladım. Sevdiklerimizle hoş tatlı bir gün olsun. Beratıma güzel anılar bırakalım. Bu akşam menüyü oluşturdum. Belirlediğimiz temaya göre süslemeleri bilgisayarda hazırladım. Bastırılıp kesme işlemi kaldı.  Sıra geldi oğluşun o gün giyeceği cicilerini belirlemek. Kendimmi yapsam hazırmı alsam ona karar veremedim. Yarın kamuoyuna sorarak (annem ,eşim, iki arkadaşım) o işi de halledeceğim.

Yaz geliyor bahar yüzünü yavaş yavaş göstermeye başladı. Bahçedeki erik ağacı meyveleri için hazırlıklara başladı. Etraf yeşillendi çiçekler açtı. Her ne kadar bir günde 4 mevsimi yaşasak da takvim yavaş yavaş yaza yaklaşıyor.

Şöyle havalar ısınsa da oğluşla birlikte atsak kendimizi sokaklara. Parklara gitsek. Nasıl hevesim var onunla parkta oynamaya. Kaydıraktan kaydırsam , salıncakta sallasam. Pikniklere gitsek ailecek. Evet yaa piknik yapmayı da özledim.

Farkındayım konudan konuya atlıyorum sanırım ben böyle mutluyum 🙂

Herkese saygılar sevgiler…

Reklamlar

Berata Dair

Pazar günü havayı fırsat bilerek hadi çıkalım dedik. Dedik demesine de plan yok hazırlık yok. Hava da az serin. Uzun zamandır gitmediğimiz yer olan özdilek avm ye gittik. Bizim gibi bebesini alan gelmiş. Her üç kişiye bir bebek arabası düşüyor. Demek ki herkes havadan çekindiği için akın etmiş.

Berata banyo havlusu ve mamalarını üstünde yemesi için sofra bezi aldım.  

Sağ olsun oğul arabada uslu uslu durdu. Arada mızırdansa da kısa sürdü.

Yolculuk sırasında büyük kurtarıcı havuç devreye girdi.

 

Kuzumun saçları çok uzadı.  Dün akşam babamız saçlarını kesti tabi baya zorlandık. Ben oyalamaya çalıştım ama oyalamak ne mümkün. Yerinde durmuyor ağlıyor. Biraz ordan biraz buradan derken bayağı kesildi. İyi de oldu. Yeni görünümü de eskisi kadar yakışıklı J

 

Bu sabah doktora gittik. Son günlerde göz altlarında morluklar oluştu. Hem kontrol amaçlı  hem de morluklar için gittik. Doktorumuz kan ve idrar tahlili istedi. Kan alınırken pek zorluk çıkarmadı. Asıl zorluğu idrarı alırken yaşadık. İdrar torbası takıldı kuzuma ha yapar ha şimdi yapar derken 3 saat bekledik hastanede.  Beyimiz bir türlü o kıymetli çişini torbaya yapmayınca eve döndük. Arabadan indim ki  üstüm ıslak. Beyimiz bir güzel kendi üstünü de benim üstümü de ıslatacak kadar işemiş. O kadar suya çok bile dayandı bence.

Evde güzelce torbayı çıkartıp babayla birlikte hızlıca hastaneye gönderdik.

 Günün kalanında  kan alırken korktuğu için  huysuzluk yaptı. Kucaktan inmedi. Yere bıraktığım an ağladı . şükür sağlıcakla akşam ettik. Sonuçları yarın alacağız. İnşallah temiz olur sonuçlar.

Berata Oyuncak Araba Yaptım

Bu aralar evde olmanın verdiği sıkıntıdan herhalde el işlerine merak saldım. Hiç tecrübem yokken kalktım keçeler aldım rengarenk.  Yıllar yıllar önce dikiş kursuna gitmişliğim vardı kısa bir dönem ama dedim yaa çoook uzun yıllar önce. Unuttum gitti bütün her şeyi. Hem evimde bir dikiş makinasıda yok.

El işlerini seviyorum ama çabuk sıkılan yapım var. Yaptığım iş 2 günden fazla sürmemeli. Kısa sürede bitecek işlerin adamıyım ben. İşte bu da onlardan biri. Bir gece nette dolaşırken keçeden yapılan oyuncaklar gördüm. Hepsi birbirinden güzeller. Acaba olur mu yapabilir miyim derken bir tanesi bitti bile. Yarım günümü aldı aslında daha erken biterdi de ilk kez yaptığım için bir kısmını ters dikmişim söküp tekrar dikmek zorunda kaldım. Hiç de sevmem sökme işlemini.

 

Berat’a ilk verdiğimde her zaman yaptığı gibi ağzına götürdü tadını beğenmemiş olsa gerek yüzünü buruşturdu attı bir kenara.  Ben ise heyecanla eline alır oynamaya başlar amanda annem yapmış gibisinden bir hal bekliyordum 🙂  şimdilik ilgisini çekmedi ama sabırla bekleyeceğim o günü.

Görsel

Görsel

Görsel

Ordan Burdan Berattan

Dün küçük beyle  birlikte odasını düzenledik. Ben çekmeceleri yerleştirirken kendisi alıp yere attı yada ağzına götürdü.  1 saatte bitmesi gereken iş 2 saati buldu ama çok eğlendik.

Küçülenleri toparladım. İlk zamanlar giydiği prematüre kıyafetlerine baktım mendil kadar hepsi. Oysa o zamanlar gözüme normal gelirdi boyutları. Ama şimdi oyuncak bir bebeği giydirecek kadar küçücük. Bir kez daha şükrettim onu bize bağışlayana.

Çok fazla kıyafet çıktı. Bir kez bile giydiremediğim eşyalar vardı. Çoğu hediye aslında. Yoksa ben bebek kıyafeti konusunda biraz pintiyimdir. En hızlı büyüdükleri dönemde fazla fazla eşya alma taraftarı değilim.

Asıl önümüzdeki yaz başlıyor alışveriş. Büyümüş bir berat var artık.

İlk aylarında beratı görenler ‘vah vah ne kadar da küçük’ ‘nasıl bakacak buna’ ‘nasıl büyüyecek bu çocuk’ gibi bakışlar veya direk söylenen cümlelerle karşılaşırdım. Hatta o an söylemeyip aylar sonra söyleyenler olurdu. Ama şimdi gördükleri bebek bir sene öncesindeki minik bebek değil.  Kilolu tombul olmasa da akranlarıyla aynı boyda eskiye oranla etli butlu ve mutlu bir bebek 🙂

Minik bebeğim çok yorulmuş olacak ki ikindi uykusu tam 5 saat sürdü. Gece uykusuna yatacağı zaman uyandı gülücükler attı. El mahkum uykusu gelen anne ve baba da onunla oynadı.  Bir buçukta uyuyan minik sabah 8 de uyandı yine gülücükler.  Tabi anne baba yine uykusuz.

Bu arada 5. dişi de çıktı.

Doğum gününe sayılı günler kaldı ben ufaktan hazırlıklara başladım. Keçeler aldım minik minik arabalar yapacağım inşallah. Arkasınada buzdolabının üstünde biriken magnetleri sıcak silikonla yapıştırıverecem

Pastaya kadar her şeyi kendim yapmak istiyorum. Oğlumada gönül rahatlığıyla yedirmek için.

Kendi aramızda az kişiyle küçük bir eğlence olacak. Oldum olası yaşgünlerine karşıyımdır ama öyle heves oluştu ki ilk yaşını kutlamak istiyorum.

sanki daha dün gibi doğumu şimdi yaşına girecek.

İstanbul ve Berat

Hafta sonu İstanbul’daydık. Yeğenimin 1. yaş günü kutlamak için kardeşime gittik.

Güzel havalara da aldandık biraz. Gitmişken gezeriz dedik ama yağmur ve soğuktan pek de dışarı çıkamadık.

Evde iki bebek onlarla vakit geçirdik. Birbirlerini ısırmasınlar tırnaklamasınlar diye  hazır oldaydık devamlı. Hele ki Berat ağzını açıp adeta uçarcasına atılıveriyor. Diğeri de tırnaklarını geçirmeye çalışıyor. Bizse sürekli peşlerinde.

En son 3 aylıktı yeğenimi gördüğümde. Zaman hızla geçiyor yaşına girdi paşam.

 

Berat çok huysuzluk yaptı. Evi yabancıladı. Uyku düzeni ,yeme düzeni hepsi alt üst oldu.  Şükür annem vardı da yardımcı oldu . Hatta ona bırakıp dışarı bile çıktık soğuk havaya aldırmadan.

Gece kokoreç yedik Eyüpte salep içtik. Dün biraz daha iyiydi en azından yağmur yoktu. Pierrelotiye çıktık. Manzaraya karşı çay içtik sevdiceğimle. İnerken teleferikle indik. İlk kez teleferiğe bindim dönme dolaba dahi binemeyen ben. O anki korkum anlatılamaz. Kalbimin gümbürtüsünden manzarayı tam izleyemedim.

 

Giderken kalabalık gittik ama dönüşte üçümüzdük. Kemirmesi için havuç vermiştim Berata. Dönüşte de aynı taktiği uyguladım. Oldukça işe yarıyor.

 

 DSCF1483-2

Yola daha fazla dayanamayan Berat uykuya yenik düştü

Ye-ti-şe-mi-yo-rum

Görsel

Yetişemiyorum

 

Hayatı hep gerisinden takip ediyorum. Şöyle rahat bir iki gün geriden. Başladığım her iş yarım kalıyor. Hiçbir işi bitiremiyorum yetiştiremiyorum. Hiçbir işte tam değilim. Düzeni oturtamıyorum.

 

Berat ‘ a daha iyi bakabilmek , anne terbiyesiyle büyümesi için işe gitmiyorum. Fakat hep bir şeyler elimde kalıyor. Evle ilgilensem Berat heba oluyor. Beratla ilgilensem ev. Tabi hayat sadece bu ikisinden mi ibaret hayır. Geri kalanlar kalıyor kalıyor birikiyor. Enerjim yetmiyor.

 Bende mi sorun var diye düşünüyorum. Herkes nasıl yapıyor sende yapabilirsin diyorum bir gün zorluyorum ikinci gün çöküyorum pil bitiyor. Hem çocuğa bakıp hem evi çekip çeviren , hemde misafirdi gezmeydi kişisel bakımdı yetişen diğer kadınları  hayretle izliyorum.

Süper anne, süper eş , süper kadın.

 

Evet bende bir sorun var kesin.

 

Eskiden annelerimiz her şeye nasıl yetişirdi? Ev, çocuk, tarla, hayvanlar bide kalabalık bir aile.

 

Annemle bazen konuşuruz bunları koca bir ahhhh çeker. Annem  saçımı bir kez okşasın, kucağında bir kez uyuyayım diye gözlerinin içine bakardım , ama kadının vakti olmazdı ki onca işten der. İçinde yara kalmış bunca yıldır.  O yüzden beni her fırsatta (koca kadın olsam da) sever öper sarılır. Bende Beratın bu sızıları yaşamasını istemediğim için evdeyim. Bütün saatim ona ayarlı.

 
 

Televizyonda açılmıyor bizim evde. Oldum olası sevmem tv leri. Eee tv açmayınca mecbur ben oyalamak oynamak zorundayım. Zorunluluk değil tabi uygun kelime bulamadım sadece.

 

Berat uyandı , altını değiş ( son zamanlarda en sıkıntılı iş. 3 kişi lazım ancak yardıma) karnını doyur sonra başla oynamaya. Oyalamalar . arada bir iki iş yap tekrar uyku vakti. O uyurken bir iş yapabiliyor muyum HAYIR. Alıcılar çok kuvvetli. O kadar sese alışsın diye uğraşsam da alışmadı . en ufak çıtta uyanan bir çocuk. O uyuyunca minimum sesli işler yapmaya gayret ediyorum. Ne kadar dikkat etsem de sakarlığımdan olsa gerek patırtı gürültü çıkıyor.

Şu an uyuyor mesela bense enerji yüklemesi için sade kahve içiyorum. Gece defalarca uyanınca uykumu tam alamadım. Her an gözler kapanabilir bir yerlerde.

Bunlardan şikayet etmek için yazmıyorum tabiî ki. O benim evladım seve seve oluyor her şey. Kimse anneliğin kolay olduğunu da söylemedi zaten. Hazırlıklıydım . ama başa gelince işin rengi değişiyor. Her ne kadar hazırlıklı olunsa da pratikte farklı oluyor.

 

Bide benim hayatım var. Geriye kalan. onlardan vazgeçeli çok oldu. Arkadaş gezmesi, sinema vb.  kitap dahi okuyamıyorum ki son aldığım kitaplarda aklım kalıyor.

 

Sorun kesin bende var . Zamanı iyi ayarlamamaktan ya da tembellikten herhalde.

 

Bu sabah mutfaktaki küçük radyom her zamanki gibi açıktı annelik okulu programını dinliyordum. Konu aşağı yukarı benim derdim olan konuydu. Onlar anlattıkça işte ben, işte benim sorunum dedim.  Sonra dediki adını hatırlayamadığım programcı ‘süper annelik’ bize tv lerden filmlerden reklamlardan aşılandı. Yoksa gerçek hayatta zor. Bakıyoruz kadın evede , çocuğada yetişiyor. Akşama 6 kişilik misafirine iş dönüşü muazzam bi sofra kuruyor. İş hayatında çok başarılı . Her şeye heryere yetişiyor. Muhakkak vardır böyleleri ama azdır. Fakat biz kadınlar bunları izleyerek kendimizi baskı altında hissediyoruz. Ben neden olamıyorum diye sorgulamalara başlıyoruz.

 Hatta çevreden söylemler geliyor. Neden yapamayasın yaparsın. Çocuğa da bakarsın işe de gidersin. Yoksa sende bir sorun mu var. Bak falanca yapıyor.  İşte tam bu nokta dibe çöküş noktası. Burası can yakıyor.  ‘ben niye yapamıyorum ki bendemi sorun’

 

Bugün kafamı çok meşgul edecek bu konu. Tüm gün planlar yaparım muhtemelen. Yarın şuradan başlamalıyım diye.  

 

Yarın ola hayrola….

Ilk Adımlar

Evet bu akşam Berat ilk adımlarini attı. Bu nasıl mutluluk. Görmemisin çocuğu olmuş hesabı 🙂
Benim küçük minik oğlum artık kimseye ihtiyaç duymadan kendi ayakları üzerinde duracak. Ne çabuk büyüdü parmak çocuğum .

Su an babasıyla oyunlar oynuyor kahkahalar atıyorlar , bense yakınlara haber veriyorum görmemis olarak 🙂