Başlık Bulamadığım Bir Yazı

Konuşacak çok şeyi olupta konuşamamak. Son zamanlarda bu hallerdeyim.
Son yazımın üstünden aylar geçmiş. Yazacak çok şey birikti fakat bu zaman içinde sosyal medyaya karşı antipati oluştu.  Takip ettiğim birkaç blog ve pinterest dışında internete bakmaz oldum. Bunda Beratın etkisi de büyük. Uyanıkken tablet, diz üstü bilgisayar gizleniyor. Uyuduğunda da aklma gelmiyor yada vaktim olmuyor.  Birde aynı pozun farklı yerlerden çekilmiş yirmi fotoğrafını koyanlar ve üzerine ketçap dökülmüş makarna tabağını çekip bu da bizim akşam yemeğimiz deyip görgüsüzce paylasanlardan sonra bir çok sosyal medya hesabımı kapattım (ketçaplı makarnayla sıkıntım yok tabiki.Kendisini çok severim). Sanırım yaşlanıyorum.  Nedendir bilinmez çevreye karşı tahammülüm azalıyor. Otuzlarında böyleysem görmek nasip olurmu bilmem ama yetmişlerinde aksi geçimsiz sürahi nine  (eskiler bilirler:) )olur çıkarım herhalde. Sorun bende çünkü.

Son yazımda bez bırakma maceramızı anlatmiştim. Bendeki bu sinirle üç gün gidebildi bu macera. Berat’ında benimde buna hazır olmadığımızı fark edince hemen geri dönüş yaptık beze.  Bez bırakma başlı başına bir sorun oldu bizim evde. Kitaplardan ordan burdan yazılar okudum. Deneyimli annelerden ipuçları aldim ve 5 gün önce tekrar başladik. Tabi şimdi yalnız değilim. Annem var.  Hem ev taşıyacağım diye halıları kaldırdık. Şimdi oldu oldu sonra asla olamaz diye bizim için en uygun zamanda tekrar başladık. Hem artık stajımda bitti evdeyim. Önümde zorlu bir sınav maratonu var artık. O rüzgara kapılmadan olsun bitsin istedim..  Şükür ki annem var yoksa ben 5. güne asla gelemezdim.  Oturağa oturmayı hala reddediyor. Olsun elbet alışacak diye umut ediyorum. Annem rahat eninde sonunda öğrenecek diyor beni de rahatlatıyor.. Taşınmamıza 13 gün var daha, o süre içinde biraz yol katetmiş oluruz herhalde. 

Taşınmamız ayrı bir sorun. Kendi evimize çıkmamız veya daha iyi bir ev bulmamız değil sebebi, sadece ve sadece üst kat komşumuz. Ev alma komşu al boşuna dememişler.  Bir komşunun hayatı nasıl zehir ettiğini yaşayarak görduk. Oturduğumuz semti seviyoruz. Diğer tüm komşularımızla da aramız iyidir. Ama gel gör ki üst katında oturan kötü çıkarsa ne semt ne ev ne kurulan dostluklar orada tutabilir seni. İçimden bir çok bipli laflar saya saya topluyorum eşyaları.   Buraya taşınırken ‘buradan inşallah kendi evimize çıkarız ‘duasını etmiştik , nasip olmadı. inşallah bir sonraki kendi evimiz olur. Şimdi yerleşeceğimiz ev daha büyük ve daha rahat ama doğup büyüdüğüm bu semtten oldukça uzak.  Üst katında oturanlar yurt dışında yaşıyor. Yazları geliyorlar. Büyük rahatlık olacak bizim için.  İnşallah burada güzel günlerimiz olur.
Berat konuşmayı iyice söktü. Uzun cümleler kuruyor. Sorular sorup bizim sorularımıza cevaplar veriyor. Çok çok fazla hareketli. Onunla yalnız bir yere gitmiyorum. Yerinde duramıyor. Araba sevdalısı. Her akşam babasını kapıda karşılayıp hanhana gidelim diye boynuna atlıyor. İşten yorgun gelen babasi da kıramıyor tabi ki, yarım saat arabada oynamasına izin veriyor.  Her zamanda sürücü koltğuna oturup han han diye bağırarak bir yandan direksiyonu çeviriyor bir yandan vitesi değiştiriyor. Yani babası nasıl kullanıyorsa arabayı birebir onu taklit ediyor. Bunu görünce biz de bir kez daha yanında dikkatli davranmalıyız gibi telkinlerde bulunuyoruz kendimize.
Günlerimiz böylece geçip gidiyor.  Rabbim hepimizi korusun deyip yazıma da burada son veriyorum.