Tuvalet Tutma Sorunu

Yoğun sabır gerektiren günlerden geçiyorum. Eşim yurt dışına çıktı bende annemlere geldim. Evin bücürüğü anneannesini dedesini çok seviyor. Iyi anlaşılıyor ama gel gelelim öyle bir sorun çıkardı ki başımıza günlerdir nasıl çözeceğimizi bilemedik. 

Eskiden böyle bir sorun yoktu aslında. Bugün 5. Günümüz. Geldiğimizden beri büyük tuvaletini yapmadı.  2 kiloya yakın kayısı yedi. Zeytinyağı içirdik şurup diye. Dün son çare lavman yaptım. Kıvrandı oturamadı evin içinde dört döndü ama yapmadı.  Tamamen evindeki tuvaletini istemesinden dolayı yapmıyor. Oturağı kabul etmiyor. Bez taktım ona da yapmadı. Burda komşuya götürdük klozet var diye o da olmadı.  Yazarken bile  içim şişti.  Ne yapsak ne etsek bilemiyorum artık.  Off ne zormuş çocuk yetiştirmek.   Hastahane müdahalesine kalacaz diye korkuyorum. O aşamaya gelmeden halledebilsek şu sorunu.  

 

Reklamlar

Hoşgeldin Yaz Ve Temizliği

Sen uzun uzun yaz sonra zil çalmasıyla elin ayağın  dolaşsın bir panik yaşa ‘ vazgeç’ tuşuna bas ve herşey silinsin.  Oldu mu şimdi. Hayır niye bu panik.  Gizli saklı birşey yok ki.  Yaz temizliğiydi, benim tembelliğimdi bir güzel dökmüştüm buraya. Ama gitti işte herşey. 

Zaten kendimi bildim bileli telefon çalması , kapı zilleri hep beni bi gerer. Bi telaş bi panik olurum. Bilinçaltımın derinliklerinde gizlenmiş birşeyler olabilir ama hatırlamıyorum.  Her neyse benim yazmak istediklerim aslında yazının başında da bahsettiğim gibi milli yaz temizliğiydi. Bende o hengâmeye girdim. Halılar kalktı. Dolaplar boşaltıldı. Oraya buraya sokuşturduğum bir sürü gereksiz eşyalar çıktı. Kimi çöpe, kimi meydanlara kimi de ‘bununla birşeyler yaparım’ köşesine gitti.  Bir yandan da beratın ‘parka gitmek istiyorum’  vızıltılarıyla uğraştım.   Herseye rağmen yüzümün akıyla atlattım. 

Ne zaman alındığını bilmediğim hatta o hep oradaydı da ev üstüne kurulmuş diyebileceğim bir ekmek sepetim vardı (varmış).  Elime geçince atmaya kıyamadım. Sağlam ama eskimiş görüntüsü vardı. Eeee o kadar süre tezgahın altında kaderime terk edilmiş olsam bende eskirim herhalde.   İçini beyaza dışını altın rengine boyadım. İçine bir de kendimce motif yaptım.  Aynalığın ( bizde aynalık derler. Hani yatak oda takımında bulunan aynalı masa ) önünde yerini aldı. Içine incik boncuk koydum.  Bence güzel de oldu.  
   
     

Olup olacağı bütün takılarım da bunlar. Alıyorum biri görüp beğendiğinde hemen veriyorum.  Uzun süredir de almamaya karar verdim bu huyumdan dolayı. 

Bunlarda çocukluğumdan beri annelerim ayakkabı dolabında asılı durmaktan renkleri solan, sinek pisliğinden ve kirden tanınmayacak hale gelen alçıdan yapılmış süsler. Atmaya kıyamadım çünkü çocukluğumu hatırlatıyorlar.   

Altın renginde boyadım. Az da sim serptim. Çuval ipiyle duvara Astım. Her gördüğümde eski evimiz, oradaki mutlu günlerimiz aklıma geliyor gülümsememe sebep oluyor 
   

 Ortadaki çerçeveyi de ben yapmıştım. Daha önce  Mini hediyeliklerim yazısında yazmıştım.  

Gözüme sehpaları ve bir kaç eşyayı daha kestirdim.  En kısa zamanda onları da boyayacağım inşallah. 

Berat Ve Televizyon

Berat doğduktan sonra yiyecekleri organik olsun, ev yapımı olsun, tv izlemesin, telefon eline geçmesin diye bir sürü takıntım olmuştu. Gerçi bazı kurallar hala geçerli ( ev yapımı yiyecekler mesela. Neyse konumuz televizyon izlemesi.
2 yaşına kadar tv izlemedi desem abartmış olmam. Onun yanında bizde izlemedik. Bir dönem hiç mi hiç açılmadı tv.
Sonra 1 Ocak Sabahı evde babasıyla oynarken küçük bir kaza yaşandı. Apar topar doktora gittik. Orada da epeyce korktu. Eve geldiğimizde de hala panik halindeydi. Biraz sakinleşsin aklı başka yerlere takılsın diye o gün tv izletmeye başladım. Aslında biraz bakar sonra sıkılır, nasıl olsa alışmadı diye düşünmüştüm. Kocaman bir hataymış. Ertesi gün uyandığı gibi televizyon televizyon diye ciyaklamaya başladı. İşte tam bu anda kafamın içinde imdat ben ne yaptım çanları çalmaya başladı. Hadi o an sussun diye açtım. Böyle böyle bizimki iyice televizyona alıştı. Ama şu var ki sadece iki çizgi film kanalındaki belli çizgi filmler izlemesine izin verdim. O da bu konuda itiraz etmedi. İzletmediğim çizgi film çıktığında eğer ben farketmediysem hemen uyardı. Bende bunu fırsata çevirdim. Hiç ama hiç kısıtlamadım işime de geldi ne yalan diyim. Bırak çocuğu tv karşısına bak işine. Bir rahatlama bi hafiflik geldi 🙂 ama vicdanımda rahat değil tâbi. İzletiyorum fakat bi yandan da kendime kızıyorum. Gel zaman git zaman bizimki kendi kendine kapatmaya başladı televizyonu. Biliyor ki istediği zaman ben izin vereceğim. Sanırım bu durumda onda rahatlama yaptı. Televizyona bağımlı olur mu diye endişe ederken benim bücür tv yi kapatıp yeter izlemicem demelere başladı. Ben bir mutlu bir mutlu :)) demek ki bu bücür hayır deyince tam tersini yapıyor. Aslında hangimiz yapmıyoruz ki. Hatta biz Türk’lerin bununla ilgili meşhur bir sözü de vardır ya hani ‘ yasaklar çiğnenmek içindir ‘ tam da bizi anlatıyor.
Eskiye oranla çok azalttı izlemeyi. Zaten belli şeyleri izliyordu.
Ahhh bide hayranlık duyduğu karakterler var. İtfaiyeci Sam 🙂 bizim evde her gün yirmiye yakın yangın vakası oluyor. sağolsun itfaiyeci Sam ve Peni her seferinde tam zamanında gelip yangının büyümesini engelliyorlar. Valla bende seviyorum bu filmi. Hele ki Norman Afacan şey. Hep bir olay. Allahtan Normanı kendine rol model almadı. Düşünmek bile istemiyorum.
Şimdi bu postla çocuklara izletin nasılsa kendileri zamanla izlemeyi bırakacaklar gibi birşey anlaşılmasın. Bizim bücürün televizyonla imtihanını dile getirmek istedim.
Benim yine yazasım konudan konuya atlayasım geldi. Taslaklar, yazıp yarım bıraktığım , sonunu bir türlü getiremediğim yazılarla dolu. Bu da öylece bekliyordu ve artık sonlandırıp yayınlama vakti geldi diye düşündüm.