Günler önceki cengaverliğim gitti yerini korkak bir kediye bıraktı.  Daha bir kaç gün önce cesurum korkmuyorum diyen bendim şimdi  ne oldu da korku kapladı her yanımı.  Olaylar öyle gelişti ki yürüdüğüm yol ikiye bölündü. Önümde iki yol var. İkisininde artısı eksileri var. Hangisini seçersem seçeyim diğerini seçmediğim için pişmanlıklarda yaşayacağım. Ve ben birini seçmek zorundayım hemen şimdi. Bütün bir hayatımı etkileyecek bu kararı hemen şimdi vermeliyim. Neden böyle önemli bir kararı tek başına vermek zorundayım ki. Neden seçtiğim herhangi bir yolda muhakkak birinin kalbi kırılmak zorunda ki.  Ne yapmalıyım bilmiyorum. Neyi seçmeliyim hiç bilmiyorum.  Korkuyorum hemde çok…

Reklamlar

Kendime Yolculuk 2

Bu sabah kendime öğleye kadar izin verdim ve Beratla güzel bir kahvaltı ettik. o her zamanki gibi kendi tabağındakileri değil benim tabağımdakileri yedi.  Annemle koyu bir muhabbete girdik.  Komşunun! evindeki huzursuzluktan, kişilerin mutsuzluğundan bahsederken Berat araya girdi ve bende bir şey demek istiyorum dedi.  Peki dedik sustuk. Onlara söyleyin mutlu olmak istiyorlarsa birbirlerine sevdiklerini söylesinler sonra el ele tutuşup birbirlerini öpsünler dedi.  Acaba  bir şey demeli miyim  diye düşündüm. Ne denebilir ki bu lafın üstüne. Evet iki insan birbirini seviyorsa neden sevdiklerini söylemezler.  Ömür zaten kısa kırgınlıklara, küslüklere ne lüzum var deyip konumu değiştiriyorum.

Otuzdan sonra kendime yolculuk yazımda değiştiğimi, farkındalığımın arttığını yazmıştım.  Bir ilave daha yapıyorum, artık daha cesurum. Korkmuyorum. Bir karar vermem gerektiğini hissediyorum, o kararın ne olduğunu zamanla bulacağıma da inanıyorum.   2 aydır şekersiz ve unsuz besleniyorum. ve bugün tartıya çıktığımda 6 kg verdiğimi gördüm. açıkçası bu öz güvenimi daha da güçlendirdi.  Yapamam diye başlamıştım ama 2 ayda hiç fire vermedim. Gerçekten istersem başarabilirim duygusu kapladı. Bu duyguyla Yen’i bir hayatı da korkusuzca düşündüm. Cahil cesareti  midir Benim ki bilmem. Bildiğim tek şey bir karar vermem gerekiyor. 

Otuzdan Sonra Kendime Yolculuk 

Ekim ayında 33 oluyorum. Ve ben kendimi son bir yıldır tanımaya başladım. Yabancı birini tanır gibi. Tanıdıkça şaşırdım. Tanıdıkça farkındalığım arttı. Kainatı farklı görmeye başladım. Gökyüzünün maviliği bu kadar güzel miydi? Sıkışık binalar arasında tek tük ağaçları kendilerine yuva edinen, her sabah işe giderken ötüşmelerini dinlediğim o kuşlara ne demeli. Nasıl sağır mışım ben böyle. Hem kör hem sağır.  Hep aceleci hep telaşeli. Üzülüyorum geç mi kaldım acaba diye. Geriye dönüp bakıyorum da nasılda boş hırslar edinmişim. Nasılda boşmuşum. hala boşum bomboş. Sadece  boş olduğum gerçeği tokat gibi yüzüme çarpınca  şaşırdım. Etrafıma baktım silüetler değişmeye, sözcükler yerini sükunete bıraktı. Daha az konuşmaya başladım. Önceden yapmadığım birşeyi “dinlemeyi” öğrendim.  Son bir yıl benim için oldukça zorlu geçti ama şükürler olsun ki geçte olsa kendimi bulmaya başladım. Ya bulamadan göçüp gitseydim. 

Anlatmak  isteyipte kelimelere dökemediğim o kadar çok şey var ki.  Birde sadece kendime özel sakladıklarım. Düşündükçe midemde kelebekler uçuşmasana sebep olan düşünceler. Diyorum ya  kendimi şimdi tanımaya başlıyorum işte o tanıma sürecinde sevdiğim Yeni sesler , yeni renkler keşfediyorum. Yıllar önce keşfetseydim acaba böyle heyecanlanır mıydım ki acaba diyorum ama yok  Doğru an bu anmış.  

Az ye, az uyu,az konuş. 

Daha önce okuduğum yazılarda aralara iliştirilmiş ve benim hiç dikkatimi çekmeyen bu söz bir gün dipteyken en dipteyken karşıma çıktı “Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız bu üçünü yapın az ye, az uyu, az konuş ” ne alaka dedim önce ama telefonun notlar bölümüne not etmiştim. Sonra bir gün o notu gördüm  düşünmeye başladım.internette aradım kime ait diye. Anlatılmak istenen nedir diye ? Kendimi bulma yolculuğumda yola çıkma cesareti veren en çok bu söz oldu.  Önce az konuşmaya başladım. Sus dedim kendime. Onu az uyumak takip etti. Az yemeye iki ay önce başladım.  Ve evet birşeyler değişmeye başladı.  Bir sakinlik geldi bana. Duruldum. Eski ben gitti Yen’i bambaşka biri geldi.  Ben bu Yen’i beni daha çok  sevdim.