Ey Ruh Geldiysen Çay Demle

Boynum ve sırtımın sol tarafı tutulmuş şekilde güne başladım. Notre Dame’ın kamburu gibiyim bugün. Başımı döndüremiyorum. Hareketlerim sınırlı. Gergin bir hafta geçirdim. Dün de annemle babamın boşanma davalarında tanıklık yaptım. Hayatımda ilk kez bir mahkeme salonuna girdim. Her neyse müthiş gerildim salonda. Bu kadar şeyin üstüne de bugün felçli gibi kalktım daha doğrusu kalkamadım. Şimdi evde yalnızım. Kanepeye uzandım, battaniye çektim üstüme. Hemen yanımda bir sehpa üzerinde üç aydır bitiremediğim “Milena’ya mektuplar” kitabı. Büyük fincanda Türk kahvesi. Bir kase çekirdek ve 1,5 lt lik su şişesi. Bütün ihtiyaçlarımı elimin altında topladım. Rahatımı bozup ayağa kalkmak istemiyorum.

Dışarıda mis gibi hava var soğuğu saymazsak. Aslında bugün için planım yürüyüşe çıkmaktı ama bu halde değil yürüyüş bir bardak suyu dahi içmekte zorlanıyorum.

Berat ise bir haftadır okula gitmemek için ağlıyor. Geçen hafta iki arkadaşı istifra etmiş. Beratın en hassas olduğu konu kusmaktır. Çok korkuyor. Şimdi bende öyle olacağım düşüncesiyle gitmek istemiyor. Okulda yemek yemiyor günlerdir. Eve aç geliyor. Önceleri güzellikle anlatmaya çalıştık ama tepkisi büyük oldu. Şimdi bıraktık kendi haline. Bu konu hakkında konuşmuyoruz hiç. Elbet bir gün normale dönecek.

Reklamlar