Nerede Kalmıştık?

Yazmak için konu düşünüyorum ama kafamda tek bir konuya sabitlenemiyorum. Onu yazayım şuna değineyim derken yazmaktan vazgeçiyorum. Oysa burası bana çok iyi geliyor. Yazmak iyi geliyor. Bir yerden başlayayım artık. 

Bir hafta önce evi taşıdık. Yeni ev yeni umutlar yeni maceralar (siz bilmiyorsunuz çok maceraperest aileyiz biz) 🙂   Ayrıldığımız ev ile de vedalaştım en son. Neden bilmiyorum sanki bir an canlı gibi geldi. Birşey diyecek ama diyemedi gibi. Çoğunlukla kötü günlerim geçtiği için hüzünlü ayrılık yaşamadık. Şu anki evimi sevdim. Dilerim hepte böyle gider. 

Berat anaokuluna başladı. Benim için asıl ve en önemli olay bu aslında. İki hafta ağladı istemedi.  Üçüncü hafta hastalandı gitmedi. Dördüncü haftadayız aman nazar değmesin gayet istekli.  Olumsuz giden tek şey 4 saat okul. Tabi bu olumsuzluk benim için. Berat az olmasından gayet memnun. Yahu 4 saat nedir. Hazırlanıp evden çıkmaya değmez. Neyse şimdilik 4 saatle başladık. Mümkünse seneye tam günlü okula vereceğim. Kimse ayıplayıp yadırgamasın beni.    Anne de olsak insan evladından yorulur mu yoruluyor. Ben yoruluyorum. 

Ve yine çocuk kişisi rahat vermemeye başladı. Bu akşamlık benden bu kadar. 

Reklamlar

25/07/2017 günlüğü

Tüm gün beratla evin içinde bir o kanepe bir bu çekyat diyerek pandalar gibi yuvarlandık durduk. Allahtan benim ev serin (kışın dışarıdan daha soğuk oluyor). Soğuk su  ve dondurma ile beslendik tüm gün. Annem gezmelere gitti (yine) ev beratla bana kaldı. 

Evden çıkmadan önce annemin yaptığı bir tepsi böreğin yarısına gelmiştim ki bu yoğurtla güzel gider dedim koca bir kase yoğurt çıkardım yanına. Ben bir senedir boğazından tek lokma geçmemiş bir canlı türü gibi böreğimi yoğurda bandıra bandıra yerken telefon çaldı.  Evin babası aradı. Erken geliyorum hadi hazırlanın çıkalım dedi (aslında tüm gün akşama biryerlerde gidelim mesajlarıyla rahatsız ettim kendisini). Biz güle oynaya çıktık yola.  Yemek yedik. Gittiğimiz yer büyükçe bir açık hava tesisi yani bulmuşlar yeşilliği yayılmışlarda yayılmışlar. Masadan kalkıp çıkışa doğru ilerlerken bir ara berat gözden kayboldu.  Anlık birşey. Az önce oradaydı şimdi yok. Tam 5 dk koca alanda onu aradık. O 5 dk bana saatler gibi geldi. Otoparka arabanın yanına gitmiş.  Görünce niye kayboldun sen diye dövesim gelmedi değil. İçimde ki Türkişi anayı bastırıp titreyen bacaklarımı sakinleştirmeye çalıştım. Hala bile o korkuyu atlatamadım.  Evladı kaybolan ailelere Rabbim yardım etsin. Ömürden ömür gitti denir ya işte aynen öyle oldu. Yaşlandım çöktüm resmen bir anda.  

Şimdi mışıl mışıl uyuyor bense onu bana verene şükrediyorum. 

Günlük Yazısı

Bugün iki büyük kavgaya üstüne de kaymak niyetine dost kazığına şahit oldum.  En sondaki midemi biraz yaktı.  

Dün (yani pazar günü) tur şirketinin düzenlediği İstanbul Adalar turuna katıldım.  Berat ve annemle gittim. Çok ama çok sıcaktı.  Berat bir an olsun yerinde durmadı. Hep aldı başını yolun götürdüğü yerlere gitti. Tabi bende peşinde.  Gün boyu “berat gitme”berat buraya gel” diye bağırmaktan gruptakiler tarafından uzunca süre unutulmayacağım kesin.  Hatta beni bir daha ki gezilere alacakları bile şüpheli.  Sıcak ve berat ın ergenlikleri dışında oldukça eğlenceli geçti gezi.  En güzeli denizi görmek oldu. Yüzme bilmem hatta hiç sevmem fakat denizi izlemeyi çok severim.  Dünde her fırsatta denize baktım durdum.  

Bu hafta 1,5 kg verdim hiç diyet vs yapmadan. Sanırım kullandığım ilaçlardan oluyor. Bir hayli iştahımı kestiler. İlaç dedim diye zayıflama hapı vs anlaşılmasın. Sağlık problemlerinden dolayı doktorun verdiği reçeteli ilaçtan bahsediyorum. Annem çiroza döndün diyor. Tabi anneler abartır ama 10 yıldır bu kiloyu görmemiştim. Bende şaşırıyorum aynadaki görüntüme. Her gün gram gram gidiyor. Bakalım ne zamana kadar devam edecek bu. 2 hafta sonra kontrole gideceğim için rahatım şimdilik. Hem kim istemez kilo vermeyi değil mi. Hep zayıflayayım diye hayıflanırdım şimdi ise birşey yapmadan kilolar gidiyor.  

Bir kaç gün önce de büyük bir hata yaptım. Pişmanlıklarıma bir yenisini daha ekledim aferin bana. Bunu atlatmam çok uzun zaman alacak. 

Mutlu huzurlu günleriniz olsun 

Antidepresan 

Güzel ülkemin hava durumu gibi bir günde her türden ruh halini yaşadım bugün. Güne depresif halde uyandım.( Buraya yazmadım sanırım ben antidepresan kullanmaya başladım. ) zaman ilerledikçe kara bulutlar gibi öfke ve sinir kapladı bütün heryerimi. Ağladım, rahatladım, yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi renklendim. Yersiz bir neşe kapladı. Evde tüm gün yalnız olduğum için bol bol kahve içtim hemde sıcak 🙂 . Anne olanlar anlar sıcak çay/kahve içmenin ne denli zor olduğunu çocuklar evdeyse eğer. A101 den ucuz bir roman almıştım çerez niyetine arada gider diye. Onu okumaya başladım ama yok gitmedi. Amerikalıların  anlayacağı türden espiriler, alıntılarla dolu olduğu için çoğu yerinde Google amcaya  danıştım. Başka kitaplara baktım ama ne yapmak istediğimi bulamadım. Uyudum uyandım akşamı ettim.  Bugün buranın pazarı kuruluyor oraya gitseydim iyi olacaktı aslında. Evde sebze adına hiç birşey kalmadı.  Hatta ekmek bile yoktu evde. Peynir yanında biskrem yedim. Tadı fena değildi 🙂 Fırın evin arka sokağında. Oraya bile üşendim gitmeye. Tembelliğin, üşengeçliğin zirvesindeydim bugün.  Kendime yolculuk , kendimi tanıma çabalarım vardı bir zamanlar. Hala da devam ediyor ve bu sıkıntılı dönem onun sancıları oluyor (bence). Hayatımda verdiğim önemli kararların aslında kendim için değil sevilmek için/mutlu edersem mutlu olurum düşünceleriyle verdiğimin farkına varınca, yaşadığım hayatta aslında tamamen görünmez olduğumu, hoşa gitmeyen birşey yaptığımda tü kaka ilan edildiğimi farkedince kabullenememe durumu başladı bende.  Herşey daha çok sevilmek içinmiş. Kendimden öyle çok ödünler verdim ki zamanla kendimi tanımayaz hale gelmiştim. Artık kimse için değil kendim için yaşamam gerektiğinin farkındayım. Ben bir taneyim. Ve bir tane hayatım var.  

Cuma günü psikiyatra gittim. O sordu ben anlattım. İki ay sonraya tekrar çağırdı.  Bir sürü nasihat/Öneri (bu meslekte hangi terim kullanılır bilmiyorum) lerde bulundu. Hepsi tek bir kapıya çıkıyordu “önce kendin”.   Verdiği antidepresanı 3 gündür kullanıyorum. Baş ağrısı ve mide bulantısı yaptı.  etkisini görmek için sanırım erken.  Bir an önce kendimi iyi hissettiğim levele atlamak istiyorum.    

Sebastian Çayımı Getir 

Son zamanlar kafayı toplamak için ekmek yapmaya sardım kendimi. Ekşi mayalı ekmekler yapıyorum. Yazdım mı burda daha önce hatırlamıyorum. Bakmaya da üşendim bir hayli. Mayamın adı da çok sevdiğim bir insan olan rahmetli ananemin ismi”Naciye ”  bazen ekmek tutuyor bazen tutmuyor. Sönük birşey oluyor. Amaç kafamı meşgul etmek. Bugün evdeyim. Tatil yapıyorum demek isterdim ama mümkün değil.  Sabah canlanmış olan tozları salonun ortasında halay çekerken  görünce en iyisi bugün evde durup temizlik yapayım dedim kendimce. Ama bu saat oldu ben hala laylaylom peşindeyim.  İş yapmamak için başka şeylerle meşgul ediyorum kendimi.   iki parmak şıklatmayla kahve getiren bir Sebastian, evin bütün işlerini yapan bir Katyam olaydı bende şu an burda olumlu yazılar yazar, “bu sabah yine güne zinde kalktım” fotoları atardım ama nerdeeee. Haline şükret diye çemkiren anneme selam eder, “buna da şükür” diyerek  bunalım haberlerine son veriyorum. 

Berata anaokulu bakıyoruz.  Uff ben kıyamam ki onu okula göndermeye. Orda su isteyebilir mi, karnı aç mı kalkar masadan düşüncesinden dolayı hafif manyağa bağladım. Çok da üstüne düşen bir anne değilim aslında ama benim gözetimim dışına çıkıp yabancı ellere teslim etme olayı işin rengini değiştirdi. Bu yönümü bende bilmiyordum. Gerçi benim oğlan da pek sessiz kalıp köşeye çekilecek birine benzemiyor ya. Yaşayıp göreceğiz hep birlikte. Umarım hem gönlümü hem de cebimi mutlu edecek bir okul bulurum. 

Ben kalkayım evi şöyle bir ortadan süpüreyim de ‘bugün de çok iş yaptım be’ rahatlığını yaşayayım.