Bağırmayan Anne Nasıl Olunur?

Size 7 maddede nasıl bağırmayan anne olunuru anlatmayacağım.  Çünkü bende bilmiyorum. Ciddi ciddi soruyorum “bağırmayan anne nasıl olunur?”.   O annelerde olan bende olmayan şey ne?  Kendimi çok eksik hissediyorum bu konuda. Her akşam vicdan yapıyorum. Uyurken beratı izliyorum başlıyorum ağlamaya. Bugün yine bağırdım hem de ne bağırmak. Sabret diyorum kendime, sabret o daha çocuk, minik  insan yavrusu sabret. Derin derin nefes alıyorum. İçimden 10 a kadar sayıyorum. Gözlerimi açıyorum bir de ne göreyim on saniye de yeni bir vukuat. Dön başa tekrar. Bugün içimde büyüyen öfkeden oturdum ağladım.  Ağlayıp rahatladım. Ama sonra ne oldu yine başa döndük.  Yine yapma Berat,alma Berat, onu buraya getir Berat nakaratları okundu. En büyük sorun Berat yalnız bir çocuk. Kendi kendine oynamayı bilmiyor. İstemiyor da zaten. Hep birileri oyun kuracak o oynayacak.  Bu sene kuzenleriyle sık görüşmeye başladı da biraz değişim oldu. Biri oturduğumuz şehre taşındı. Biri de hemen her hafta ziyaretimize gelmeye başladılar. Büyükşehirde oturdukları için burayı köy olarak görüyorlar.  İki ağaç görelim,çimlerde yuvarlanalım bahanesiyle gelip çocuğu bize bırakıp kaçıyorlar. İyi ki geliyorlar seviyoruz çünkü onları ( okuma ihtimallerine karşı hazırlıklı olalım ).  

Kanal kanal gezen pedagoglar,  kitapçılarda aile-çocuk raflarını dolduran o güzelim kitaplarda hep ne diyor? Çocuğunuza bağırmayın diyor. Çocuğun bilinçaltında hasara yol açarsınız türünden cümleler sarfediyorlar.  Sonra ben vicdan,pişmanlık,üzüntü,eksiklik duyguları arasında gidip gelmeye başlıyorum.  Bir adım sonrasında öğrenmesem daha mutlu olurum bile diyorum “cehalet mutluluktur”.   Cahil kalıp o mutluluğu tabi ki istemiyorum. Ama okuduklarımıda hayata geçiremiyorum. O noktada ciddi sıkıntı yaşıyorum. 

Beratla birlikte bende büyüyeceğim olgunlaşacağım. Dileğim onda derin yara açmadan tatlı, tuzlu yaşamak.  

Reklamlar

Berat’ın 4 Yaş Kutlaması

İki hafta gecikmeli olarak bugün yaşgününü kutladık.  Tam bir ay öncesinden takvimde günleri saymaya başlamıştı Berat. Nihayet beklediği gün geldi çattı. 1 yaşındayken kutlama yapmıştık bir de şimdi. Her sene her sene gelemem bu kadar tantanaya. Her ne kadar az kişiyi çağırsam da bayağı zahmetli oluyor.  

Doğum günü temamız uzaydı. Temaya uygun birşeyler hazırlamaya çalıştım. 

Karton bardaklardan roketler yaptım. İçlerine fındık ve lokum Koydum. Ben çocuklar için hazırlamıştım ama büyüklerde afiyetle indirdi mideye 🙂

   
    

Yine kağıt tabaklardan uçan daireler yaptım.  

    

Ayrıca gelen küçük misafirlerimize hikaye kitapları hediye ettik. 

 

Bu da poz vermek istemeyen Berat. Kendisi hiç sevmiyor fotoğraf çekilmeyi. 

Bu büyük çerçeve de eskiden nevresim takımı kutusuydu.  Karatahta boyasıyla boyadım. İnternetten çıkardığım resimleri yapıştırdım. 

  
Menü klasik börek kısır şeklindeydi. Heves ettim ilk yaş kutlamasında olduğu gibi bu seferde pastayı kendim yaptım. Hatta öyle bir özgüvenle yaptım  ki iki katlı bir pasta çıktı ortaya.  Gel gelelim dış kaplaması istediğim gibi olmadı. Daha doğrusu el becerisi olmadığı için ortaya uydurma birşey çıktı. Ama lezzet olarak hiçte mütevazi olamayacağım on numara birşey oldu. Bizzat kendi kaynattığım sütlerin kaymaklarıyla hazırladım pasta kremasını. Bizim evde haftada ortalama 10 lt süt kaynar. Maşallah bir sürü de kaymak birikir üstünde. Bunları toplar çorbalarda hamur işlerinde kullanırım.  Ne övdüm yahu sütün kaymağını 😄 

  
Pastanın yanında görünen  parlak şeylerde meteor oluyor. Madem konumuz uzay meteorları da unutmamalıyız. Ama bizim bıcırlar bunları çikolata sanıp tek tek hepsini açtılar. 
Faydalandığım internet siteleri ; 

http://keyfekedersaatlerim.blogspot.com.tr/2014/06/uzaya-gidiyoruuuz.html?m=1

http://picklebums.com/space-crazy/
http://www.activityvillage.co.uk/space-room-decorations
Bir yaş gününü daha atlatmış bulunuyoruz.  Yorucu olması dışında sevdiklerimizle bir arada olmak çok güzeldi.  Ama bir 3-5 sene daha düşünmüyorum. 🤕😴

Sağlıcakla kalın 😊

Slime Hamur (Zıp zıp Hamur )

Son zamanlarda zıp zıp hamura kafayı taktım. Tarif basit ama 5. Denemede tutturdum. Her denemede farklı tutkal kullandım.  Bugün farklı bir yapıştırıcı aldım. Onunla çok güzel oldu.   Farkı  su bazlı tutkal olmaması.  Bu zamana kadar kullandıklarım hep su bazlıydı. İnternetten fazlaca araştırma yaptım ama  su bazlı tutkalla olmuyor açıklamasına denk gelmedim.  Sizde denediğiniz halde  olmuyorsa tutkalınızı değiştirin. Yani size büyük tüyo verdim  🙂    

İşte kullandığım tutkal. Herhangi bir kırtasiyeden alabilirsiniz. 

  

Gelelim tarife,   

Yarım bardak sıcak (kaynar değil) suya yarım çay kaşığı borax  ve simi karıştırdım. Boraxı internetten hammaddeler.com dan aldım.  Aktarlarda bulunur diyorlar ama ben bulamadım.   

 Hamuru yoğuracağım kapta ise gördüğünüz tutkalı ve yarım bardak suyu karıştırdım iyice.   

Tutkalın olduğu kaba Boraxlı suyu yavaş yavaş döküp karıştırdım. İyice yoğurmak gerekiyor. Hemen kıvam almıyor. Önce kıvamı koyu oldu, sıcak su ilave ederek yoğurdum tam istediğim kıvama geldi. 

Bu akşam Berat oynayamadı ama ben çok güzel oynadım 🙂 dedikleri kadar zevkliymiş. 
  
  

İçine gıda boyasıda ilave edilebilir ama ben ilave etmedim. Renksiz saydam bir görüntü oldu. 

Streç filmle sardım yarın Berat’ın oynaması için sakladım.  Bakalım beğenecek mi?  Ben beğendim 🙂 o oynazmasa ben seve seve oynarım. 

Can Sıkıntısına Etkinlik Oluşturmaca

  

Baktım ki canı sıkılıyor, nereye saldırsam diye aranırken gel dedim. Dikiş makinasını kullanmayı istiyordu uzun zamandır. Babasının eski tişörtünü aldım gösterdim nasıl yapılır diye. Yavaş yavaş ileri geri dikti.  Bu tişörtten geçen sene  şort dikmiştim berata. Kullanmaktan eskidi bile. Kalan kısmınıda atmaya kıyamamıştım. Pamuklu kaliteli kumaştı. 

 Tabi işin güvenlik boyutu da var. Başından bir an olsun ayrılmadım. Pedalı da genelde ben kullandım. Bizimki Hızı seviyor. 

Berat ve ben çok eğlendik. Hatta Dikiş işi bittikten sonra “anne diktiğim şeyi giymek istiyorum ” bile dedi. 

Ve Okul Biter 

En son Beratın okula başlamasını yazmıştım. 1 aylık yaz okulu maceramızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Yarın bitiyor tabi giderse. 

Bu 1 ayın nasıl geçtiğinden bahsedeyim. Siz deyin eziyet ben diyeyim çile. Ilkokula kadar ne kreş ne anaokulu hiç birşey düşünmüyorum. Öyle ağzım yandı ki yoğurdu üfleyerek yiyeceğim. 

Bu süre içinde bende onunla gittim. Derslere girdim. Bir ayın sonunda sürekli ağlayan ,huysuz, memnuniyetsiz ve sinirli bir çocuk oluverdi. Şimdi şunu düşünebilirsiniz acaba kötü mü davranıyorlar diye. Bende gittiğim içim gözlemleme şansım çoktu. Ve kötü davranışlar görmedim. Zaten öğretmeni de tanıdığımız biri. Kendisi  oldukça sevecen güleç biri.  Sorun beratın zor bir çocuk olması. Zor diyorum çünkü gerçekten zor. Bir şeyi yapması için önce ikna olması lazım. Okula çok tepkili olduğu için önceden sevdiği şeyleri bile orada yapmaz oldu. Mesela yüzme derslerine katılmamaya başladı ki süs havuzlarına bile girip yüzmek isteyen bir çocuktu. Futbol basketbol etkinliklerine katılmıyor. Arkadaşlarıyla etkinliklere katılmıyor. Onlarla konuşmuyor. 

Bugün artık çıtayı iyice yükseltti ve zorla kendini kusturdu.  Birazdan yüzmeye gidecekler sonrasında oradan ayrılacağız. Yarında göndermeyeceğim. 

Gitmesini istememin sebebi evde sıkılıyor ve Arkadaşı yok. Ama gördüm ki orada da arkadaş edinmiyor. Çünkü tepkili.  Bir diğer sebebi de sınavlara hazırlanıyor olmamdı. Bu hafta sonu sınavlarım var.  Beratın değişen psikolojisi yüzünden iyice yıprandım ve yoruldum.  

Aslında etki tepki olayı da var. Şöyle bir bakıyorum da bende çok sinirli biriyim. Yani son aylarda. Tahammülsüzlük ve saman alevi gibi anlık parlamalarım var. Istiyorum ki berat hiç bana bulaşmasın kendi kendine bir köşede oynasın. Bu tabiki mümkün değil. Doğru da değil zaten ama dediğim gibi yaşadığım hem beden hem zihin yorgunluğu bende çok stres yaptı.   

O çocukluğunu yapmaya çalışıyor. Olması gerekenleri yapıyor ama ben müdahale ettiğim için hayatına, tepki gösteriyor. Çocukluğunu yaşamasına izin vermiyorum. Son zamanlarda bunları düşününce de vicdan azabından kahroluyorum.   

Bu haftayı da Sağlıcakla atlatalım sonrasında herşeyi düzeltmek için çalışacağım. Çünkü o buna değer. 

Berat Okullu Oldu 

Ben çocuğumu asla 4 Yaşından önce anaokulu/ kreşe vermem diyen ben bu lafımı öyle güzel yuttum ki ben bile anlamadım. Büyük lokma ye büyük söz söyleme. Büyük büyük konuşan yüksekten atan ben imdat çığlıkları atarak apar topar bir okul buldum hemen yaz okuluna yazdırdım.  

Okula verme sebebim bir ay kalan sınavlarıma çalışmak ( kurs bitti kitaplar kapandı ) birde evde bunalan berata sosyallik kazanması için ortam sağlamaktı.  Iki aylık okul ama biz bir aylık kaydettirdik. Berat belki istemez ne  diye 2 ay para verelim diye düşündüğümüzden de olabilir. Serviste ayarladık.  

Haftalar öncesinden daha biz verelim mi vermeyelim mi aşamasındayken Beratı da ufaktan ufağa okula hazırlamaya başladık.  Orda kendi yaşıtları olduğundan, oyunlar, eğlenceler , vur patlasın çal oynasınlar bol olduğundan bahsettikte bahsettik.  Artık bizimki nasıl canlandırdıysa kafasında bir istekli bir istekli. Boyuna uygun şirin bir çanta , yüzme malzemeleri ( kıydık paraya yüzme dersi veren yere yazdırdık ) daha bir sürü ıvır zıvır aldık. Her alınan şeyde hevesi coşsun diye ballandıra ballandıra evde sergilendi. Gelenlere gösterildi. Maksat ufaklık parasını peşin verdiğimiz yere gitmekten vazgeçmesin.  

Beklenen gün geldi bizimki geçtiğimiz hafta başladı okula. Ilk üç gün bende gittim onunla nitekim gitmekte çok istekli ama henüz benden ayrılmaya hazır değil. 4. ve 5. günler ben gitmedim. Ama cuma günü okuldan geldiğinde bir daha gitmeyecem diye kestirip attı. Bayağı da ciddi.  Bizimki öğle uykularında hep bi itiraz halindeydi artık cuma günü canına tak etmiş. Ben gitmicem çünkü uyumak istemiyorum. Peki tamam dedim. Hafta sonunun tatil olduğundan habersiz masum kuzuma oyun yaptım ve  ben şimdi okulu arıyorum yarın gitmiyorsun dedim. Iki gün pek bi keyifli gitmediği için. Pazartesi günü geldiğinde yani bügün de gitmek istemedi. Hatta biraz ağladı da.  Öğretmeni ile görüştüm onu uyutmayacaklarının sözünü alınca gitmeye ikna oldu gibi. Ama hala beni de yanında istiyor. 

Gelgelelim bu yaş bir çocuk için doğru mu evden anadan ayrılması ( genelleme olarak değil tamamen özeleştiri olarak yazıyorum. Yazdıklarım ve vardığım sonuçlar sadece kendimizi bağlar. ) 

 Bir ay göndermekle yerinde karar vermişiz çünkü berat hazır değilmiş.  Çok severek takip ettiğim Adem Güneş ısrarla 4 yaş altı verilmemesi taraftarıydı bizde yaşayarak gördük. Kesinlikle haklı. Berat 38 aylık ( 1 yaşından sonra aylık hesaplamaları çok saçma bulmuşumdur. Fakat burda gerekli diye düşündüm ) daha küçük ve en azından 1 yıl daha  geçmesi gerektiğine vardık.  

Ilk gün bacakta morluk, 4. Gün burunda ufak bir morlukla geldi. Hepsi çocuk ve birbirlerine kaşla göz arasında zarar verebiliyorlar ve ben buna hazır değilmişim.  Bizimki kendini korumaktan habersiz bir şekilde sopayı yiyor geliyor. Oğlum sende patlatsana iki tane diyemiyorum. Diyemem ama için için de yiyorum kendimi.  

Birde hastalık konusu var. Sen bütün kışı turp gibi geçir okulun 3. günü akan bir burunla eve gel. Şehir efsanesi haline gelen okul hastalıklarıyla bizde ilk haftadan tanıştık. 

Güzel yanı yok mu kesinlikle var. Bir kere kendime zaman ayırdım. Uzun zaman sonra sadece kendim için zaman harcadım. Hiç birşey yapmayarak, yan gelip yatarak kafa dinledim bir süre. Vallahi ruha şifaymış.  Uzun zamandır anne ve eş rolünü üstlendiğimden kendim olmayı unutmuşum.  Bu rahatlığı görünce önümüzdeki dönem ver kreşe gitsin sende rahat et diyor iç sesim ama kıyamıyorum. Yok yahu daha çok küçük. Belki bir sonraki yıl.  

Bir güzel şeyde cuma günü okulda yaptığı çalışmaları getirince yaşadığım mutluluk. Allah’ım o karalamalar nasıl güzel geldi gözüme. 

  
Görmemişin oğlu karalamış tutmuş onu duvarına asmış 🙂 

İlerleyen dönemler okulla ilgili yazılar yazmaya devam edeceğim. Ben bilmem kaçıncı kez kararlarımdan dönüş yapacağım yaşayıp öğreneceğiz.  

Herkese hayırlı günler. Sağlıcakla kalın efendim. 

Tuvalet Tutma Sorunu

Yoğun sabır gerektiren günlerden geçiyorum. Eşim yurt dışına çıktı bende annemlere geldim. Evin bücürüğü anneannesini dedesini çok seviyor. Iyi anlaşılıyor ama gel gelelim öyle bir sorun çıkardı ki başımıza günlerdir nasıl çözeceğimizi bilemedik. 

Eskiden böyle bir sorun yoktu aslında. Bugün 5. Günümüz. Geldiğimizden beri büyük tuvaletini yapmadı.  2 kiloya yakın kayısı yedi. Zeytinyağı içirdik şurup diye. Dün son çare lavman yaptım. Kıvrandı oturamadı evin içinde dört döndü ama yapmadı.  Tamamen evindeki tuvaletini istemesinden dolayı yapmıyor. Oturağı kabul etmiyor. Bez taktım ona da yapmadı. Burda komşuya götürdük klozet var diye o da olmadı.  Yazarken bile  içim şişti.  Ne yapsak ne etsek bilemiyorum artık.  Off ne zormuş çocuk yetiştirmek.   Hastahane müdahalesine kalacaz diye korkuyorum. O aşamaya gelmeden halledebilsek şu sorunu.