Antidepresan 

Güzel ülkemin hava durumu gibi bir günde her türden ruh halini yaşadım bugün. Güne depresif halde uyandım.( Buraya yazmadım sanırım ben antidepresan kullanmaya başladım. ) zaman ilerledikçe kara bulutlar gibi öfke ve sinir kapladı bütün heryerimi. Ağladım, rahatladım, yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi renklendim. Yersiz bir neşe kapladı. Evde tüm gün yalnız olduğum için bol bol kahve içtim hemde sıcak 🙂 . Anne olanlar anlar sıcak çay/kahve içmenin ne denli zor olduğunu çocuklar evdeyse eğer. A101 den ucuz bir roman almıştım çerez niyetine arada gider diye. Onu okumaya başladım ama yok gitmedi. Amerikalıların  anlayacağı türden espiriler, alıntılarla dolu olduğu için çoğu yerinde Google amcaya  danıştım. Başka kitaplara baktım ama ne yapmak istediğimi bulamadım. Uyudum uyandım akşamı ettim.  Bugün buranın pazarı kuruluyor oraya gitseydim iyi olacaktı aslında. Evde sebze adına hiç birşey kalmadı.  Hatta ekmek bile yoktu evde. Peynir yanında biskrem yedim. Tadı fena değildi 🙂 Fırın evin arka sokağında. Oraya bile üşendim gitmeye. Tembelliğin, üşengeçliğin zirvesindeydim bugün.  Kendime yolculuk , kendimi tanıma çabalarım vardı bir zamanlar. Hala da devam ediyor ve bu sıkıntılı dönem onun sancıları oluyor (bence). Hayatımda verdiğim önemli kararların aslında kendim için değil sevilmek için/mutlu edersem mutlu olurum düşünceleriyle verdiğimin farkına varınca, yaşadığım hayatta aslında tamamen görünmez olduğumu, hoşa gitmeyen birşey yaptığımda tü kaka ilan edildiğimi farkedince kabullenememe durumu başladı bende.  Herşey daha çok sevilmek içinmiş. Kendimden öyle çok ödünler verdim ki zamanla kendimi tanımayaz hale gelmiştim. Artık kimse için değil kendim için yaşamam gerektiğinin farkındayım. Ben bir taneyim. Ve bir tane hayatım var.  

Cuma günü psikiyatra gittim. O sordu ben anlattım. İki ay sonraya tekrar çağırdı.  Bir sürü nasihat/Öneri (bu meslekte hangi terim kullanılır bilmiyorum) lerde bulundu. Hepsi tek bir kapıya çıkıyordu “önce kendin”.   Verdiği antidepresanı 3 gündür kullanıyorum. Baş ağrısı ve mide bulantısı yaptı.  etkisini görmek için sanırım erken.  Bir an önce kendimi iyi hissettiğim levele atlamak istiyorum.    

Sebastian Çayımı Getir 

Son zamanlar kafayı toplamak için ekmek yapmaya sardım kendimi. Ekşi mayalı ekmekler yapıyorum. Yazdım mı burda daha önce hatırlamıyorum. Bakmaya da üşendim bir hayli. Mayamın adı da çok sevdiğim bir insan olan rahmetli ananemin ismi”Naciye ”  bazen ekmek tutuyor bazen tutmuyor. Sönük birşey oluyor. Amaç kafamı meşgul etmek. Bugün evdeyim. Tatil yapıyorum demek isterdim ama mümkün değil.  Sabah canlanmış olan tozları salonun ortasında halay çekerken  görünce en iyisi bugün evde durup temizlik yapayım dedim kendimce. Ama bu saat oldu ben hala laylaylom peşindeyim.  İş yapmamak için başka şeylerle meşgul ediyorum kendimi.   iki parmak şıklatmayla kahve getiren bir Sebastian, evin bütün işlerini yapan bir Katyam olaydı bende şu an burda olumlu yazılar yazar, “bu sabah yine güne zinde kalktım” fotoları atardım ama nerdeeee. Haline şükret diye çemkiren anneme selam eder, “buna da şükür” diyerek  bunalım haberlerine son veriyorum. 

Berata anaokulu bakıyoruz.  Uff ben kıyamam ki onu okula göndermeye. Orda su isteyebilir mi, karnı aç mı kalkar masadan düşüncesinden dolayı hafif manyağa bağladım. Çok da üstüne düşen bir anne değilim aslında ama benim gözetimim dışına çıkıp yabancı ellere teslim etme olayı işin rengini değiştirdi. Bu yönümü bende bilmiyordum. Gerçi benim oğlan da pek sessiz kalıp köşeye çekilecek birine benzemiyor ya. Yaşayıp göreceğiz hep birlikte. Umarım hem gönlümü hem de cebimi mutlu edecek bir okul bulurum. 

Ben kalkayım evi şöyle bir ortadan süpüreyim de ‘bugün de çok iş yaptım be’ rahatlığını yaşayayım. 

Bugün Halil Sezai’ den İsyaaaaannn Günü

Hava bunaltıcı derecede sıcak.  Herkeste bir atar bir gider.  Kime dokunsan alayına isyanda. benim durumum ise iç güveysinden hallice. Ağzımı bozduracak kadar abuk sabuk işler gelse de başıma amaaannn boşver modundayım. Sıcaktan eriyen dondurma gibiyim demek isterdim. Aslında değilim. Allah’ın  bildiğini kuldan mı saklayayım. Şurda kaç kişiyiz ki. Ki benden başkasının olduğunu da sanmıyorum ya  o zaman atarımı rahatça yapıp kaçayım. Başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Öyle saçma salak abuk şeyler. Hanım hanımcık çizgimden zorla kaydırmaya çalışıyorlar.  Sonra amma da  sinirlisin oluyor.  Olurum tabi. Bir dert  iki sıkıntı  üç atışma  anlarım da sürüsüne bereket hepsi mi beni bulur. Sırayla gelin, önceden haber verip gelin.  Müsait misin diye sorupta gelin.  Damdan düşer gibi lapss diye gelince benim de heyheyler geliyor.   Geliyor da ne oluyor araba farı görmüş tavşan gibi donup kalıyorum. İçimde patlıyor bütün isyanım. Sonra vücudumda kistler pırtlayıveriyor. 

İyi geldi burda iki laf etmem. Rahatladım.  Zaten yapabileceğim  en fazla  bu.  Küçükken çok mu ‘sen sus küçüksün’ deyip bastırmışlar beni  ki sinirlendiğimde hakkımı arayamam susarım salak gibi. Ondan sonra da vah bana ah bana diye ağlar dururum. Neyse  hanım hanımcık halime bürünüp gülümseyerek gerçek dünyaya dönme vakti.  Mutfakta bulaşıklar , makinada çamaşırlar beni bekler ne de olsa 

Merhaba Yenigün

Bir kapıyı kapatan bir başka kapıyı açarmış. Bunu söylemek için çok erken ama sanırım bir kapı açıldı bana. Çok güvendiğim birinden reddedemeyeceğim iş teklifi geldi. Nasıl hayır diyebilirim ki tamda herşey bitmişken en ihtiyacım olduğu zamanda gelen bu teklife.  İlk yıl zarar  edeceğiz ama en azından birşeylere başlamış olacağız.  En önemlisi de bana kazandıracağı özgüven, deneyim.  Çok heyecanlıyım. İnsanlık için küçük benim için çok büyük bir adım olacak bu 🙂   Tek sorun  farklı bir şehirde olacak bu iş.  Ben arada gidip geleceğim şimdilik. İşler yoluna girene kadar.  İki gönül bir olunca samanlığın seyran olmadığını aci bir tecrübe ile öğrendik.  Tekrar aynı şeyleri yaşamak istemediğim için Mars’ta da olsa kabul ederdim.   

Yeni bir kitaba başladım. Tesadüf çıktı karşıma. Tamda kendimi tanıma sürecinde karşıma çıkması evrenin tatlı bir sürprizi olsa gerek. “Berin Tuncel -kendine doğmak” kitabın adı. Yavaş yavaş okuyorum. Kimsecikler yokken etraf sessizken okuduğum için çok ilerleyemedim kitapta. Kitap hakkındaki yorumumu bitirdiğimde yaparım.   

Sanırım anlatacaklarım bu kadar.  Sahur vakti geldi ev ahalisine yiyecek birşeyler hazırlayayım.  Güzel musmutlu günleriniz olsun. 

Niyet Ettim Detoksa 

Bir önceki yazımda bahsetmiştim instagram bağımlılığımdan, bugün instagram hesabımı dondurdum. Sildiğim whatsappı tekrar yükledim ama    😦 mecbur kaldım çünkü işle ilgili grup vardı.  Tabi ben saman alevi gibi hareket ettiğim için başta bunları hesap edemedim. Sonra paşa paşa tekrar yüklemek zorunda kaldım. Ama instagram yok. 72 saat süre verdim kendime. Kendimi uzaklaştırmak istiyorum bunlardan. Sanırım akıllı telefon detoksu deniyor buna. Niyet ettim bu detoksu uygulamaya. …  

Bu detoksla birlikte oluşan boşluğu doldurmak için planlarımı yaptım. Uzun zamandır alışveriş listesine kaydettiğim kitapları aldım.  Elimdeki  bir kumaşa model beğendim. Yarın onu keseceğim. Yapılacaklar listesi çok uzun. Bir sürü şey yapmak istiyorum. Üretmek istiyorum. Kiminin canı çikolata tatlı çeker benim canım ise üretmek istiyor. Basit bir kitap ayracı bile yapmak beni çok mutlu ediyor. Minik hediyelikler hazırlamak istiyorum. Kafamın içinde çok fazla proje var. Sırayla yapacağım hepsini. 

Bir de bu akşam Berat öyle birşey yaptı ki utançtan yer yarılsa dedim. Whatsapptan son sohbet kısmındaki herkese birşeyler yazıp göndermiş. Hatta iş grubuna ses kaydı göndermiş. Herkese  açıklama yaptım ama çokta utandım.  Düşündükçe bile yüzümü ateş basıyor.  Alışkın değilim böyle kazalara. Ne yapacağımı bilemez halde panik yapıyorum. Neyse ki  bunun basit birşey olduğuna, herkesin başına gelebileceğine inandırdı beni de  rahatlattı sağolsun.  
Ve ben yine konuyu devam ettiremiyorum. Herkese güzel günler diliyorum.  

Ben Bağımlıymışım


Herşey fotoğraftaki ekranı görmemle başladı. Son 7 günde kullanılan uygulamaların bilançosu. 1. Sırada instagram 2. Whatsapp. Bu sonuç beni ürküttü. Ben bağımlı olmuşum. Görmezden gelemeyeceğim bir sonuç çıktı karşıma.  Hangi ara oldu, nasıl oldu diye düşünüyorum. Şurda son iki ay öncesine kadar çok iyi gidiyordu herşey. Facebook Twitter hesaplarım yok. İnstagrama ise yılda 5 i geçmezdi baktığım. Whatsapp bazen bir ay olurdu açmadığım. Bana ulaşmak isteyen arardı çünkü bilirlerdi bakmayacağımı. Herşey çok iyi giderken birden kendimi instagramda deliler gibi dolaşırken buldum. Whatsapp ona keza sürekli açık gibi. Hala çok yazışmam fakat gelen her mesajı da okuyorum. Merak ediyorum. Gerçi hepsi meraktan başladı. Sonra farkına varmadan ayrılamaz bir bütün olduk. Bu sonıcu gördüğümden beri “ben instagramda/whatsappta ne yapıyorum” sorusu soruyorum. Cevabını biraz buldum. Vakit öldürüyorum. Evet evet vakit öldürüyorum.  Görüşümü başımdaki onlarca sorundan farklı yöne çeviriyorum bu sayede. Bu alemde dolaşırken dünyadan uzaklaşmışım hissi oluyor, bu da beni biraz olsun rahatlatıyor(du).  Bu sırada asıl yapmam gereken işlerim, hobilerim ikinci planda kaldılar.  Zamanla herşeyi ertelemeye başladım. Şu an bitirmem gereken bir sürü yarım işim var. Ama kendimi telefondan ayırmalıyım önce. Az önce bir anlık kararla whatsappı sildim. Dönmeyeceğim bu karardan (bir hafta en azından 😄) yarın instagrama veda edeceğim. Şimdi elim gitmiyor çünkü 🙈  

Sosyal alem orucuna şu andan itibaren başlamış bulunuyorum. Silmeyeceğim uygulamar WordPress ve Pinterest. Diğerlerine bay bay ✋🏻

Günlük Yazı

Merhabalar güzel insanlar,

Biz bir süredir ev arayışındayız.  En kısa zamanda oturduğumuz evden çıkmamız gerekiyor. Bir çok ev gezdik ya bütçemize göre ya da istediğimiz standartlarda ev bulamadık. En son bugün baktığımız bir evde karar kıldık gibi ama bunda da ev sahibini pek sevemedik 😄  yani bugün de eli boş döndük. Artık sıkıldım ev değiştirmekten. Bu 8 yılda 4. ev olacak.  Mobilyam belki gider belki yolda can verir. Özellikle yatak odası takımı zor ayakta duruyor.  Hem bütçeme hem gönlüme göre bir ev bulayım yeter ki gerisini zamanla hallederiz artık. Zaman geçtikçe süre daraldıkça sıkıntı yapıyoruz bizde.  

Bugün yine hastalandım. Klasik Soğuk algınlığı. Yıllarca ben hasta olmuyorum diye böbürlenirdim maşallah bu sene o yılların acısı çıktı. 4. kez grip oldum.  Bütün öğleden  sonrası yattım. Daha doğrusu yatmaya çalıştım. Berat’ ın izin verdiği ölçüde kendimi zorla dinlendirdim. Baktım başımın üstüne oturmaya çalışıyor aldım battaniyemi bitki çayımı komşuya gittim. Geçtim bir odasına ben yatıyorum dedim. Sağolsun aramızdaki ilişki çok iyi. Hem birbirimizi çok severiz hem de saygı sınırına çok dikkat ederiz. Biraz uyuyunca kendime geldim. 

Son zamanlardaki bir telaşemiz de “iş” . Mevcut işimizi kapatıyoruz. Satılacaklar satılıp borçlar kapatılmaya çalışılacak. Artarsa yeni bir iş kurmayız planlıyoruz. Artmazsa diye de iş arıyoruz hepimiz. Özellikle benim en acilinden iş bulmam gerekiyor. CV bırakıyorum firmalara. Şu ana kadar gelin görüşelim diyen çıkmadı.  Bu sene hiç bir yerden şans yüzüme gülmüyor. Ne aşkta ne para da kazanamadım anlayacağınız. Pes etmedim. Eder gibi oluyorum ama etmedim. Bir kapıyı kapatan bir kapıyı açar diye avutuyorum kendimi. Hepsi geçecek biliyorum ve bekliyorum.